Bize, Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İbni Şihâb'dan duyduğum, onun da Ebû Abdillâh El-Egarr ile Ebû Selemete'bni Abdirrahmân'dan, onların da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettikleri şu hadîsi okudum: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar : «Rabb'imiz Tebâreke ve Teâlâ Hazretleri her gece, gecenin son üçte biri kaldığında alt semâya nüzul eder de: Hani bana duâ eden, onun duasını kabul edeyim! Hani benden istek isteyen, istediğini vereyim! Hani benden mağfiret dileyen, onu mağfiret edeyim! buyurur.»
Bize, Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize, Ya'kûb -ki İbni Abdirrahmân-ı Kaarî'dir- Süheyl b. Ebî Sâlih'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ettiki, şöyle buyurmuşlar: «Allah her gece, gecenin ilk üçte biri geçtiğinde alt semâya nüzul eder de; Melik benim! Melik benim!... Var mı bana duâ eden, onun duasını kabul eyleyeyim! Var mı benden isteyen; istediğini vereyim; Var mı benden mağfiret dileyen, onu affedeyim! buyurur. Ve (bu hâl) tâ tanyeri ağırıncaya kadar böylece devam eder.»
Bize, îshâk b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'I-Mugîre haber verdi. (Dediki): Bize, Evzâî rivayet etti. (Dediki): Bize, Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû Selemete'bnü Abdrirahmân, Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gecenin yarısı yahut üçte ikisi geçtiği zaman Allah Tebâreke ve Teâlâ alt semâya nüzul eder de: Var mı isteyen? kendisine verilecek! Duâ eden var mı? duası kabul edilecek! İstiğfarda bulunan var mı? kendisine mağfiret olunacakdır! buyurur. (Bu) tâ sabah aydınlayıncaya kadar (böyle devam eder.)» buyurdular
Bana, Haccâc b. Şâir rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû'l -Müverri' Muhâdır rivayet etti. (Dediki): Bize, Sa'd b. Saîd rivayet etti. Dedikî: Bana, İbnî Mercâne haber verdi. Dediki: Ebû Hureyre'yi şunu söylerken işittim: Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Allah gece yarısı yahut gecenin son üçfe birinde alt semâya nüzul ederek : Bana kim duâ eder ki, ona icabet edeyim yahut benden kim bir şey diler ki, ona vereyim; buyurur. Sonra yoksul ve zâlim olmayan (Allah)'a kim ödünç verecek! der.» buyurdular. Müslim der ki: İbni Mercâne, Saîd b. Abdîllâh'dir. Mercâne, Saîd'in annesidîr. {….} Bize, Hârûn b. Saîd el-Eylî rivayet etti. (Dediki): Bize, İbni Vehb rivayet etti. Dedi ki: Bana, Süleyman b. Bilâl, Sa'd b. Saîd'den bu isnâdla haber verdi; şunu da ziyâde etti: «Sonra Allah Tebâreke ve Teâlâ iki yedini yayarak yoksul ve zâlim olmayana kim ödünç verecek; der.»
Bize, Ebû Şeybe'nin iki oğlu Osman ve Ebû Bekr ile İshâk b. İbrahim El- Hanzalî rivayet ettiler. Lâfız Ebû Şeybe oğullarınındır. İshâk (bize haber verdi.) tâbirini kullandı, ötekiler: Bize, Cerîr, Mansûr'dan, o da Ebû Ishâk'dan, o da Ebû Müslim-i Egarr'dan, o da Ebû Saîd ile Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti; dediler. Ebû Saîd ile Ebû Hureyre şöyle demişler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Şüphesiz ki Allah mühlet verir. Tâ ki gecenin ilk üçte biri gittiği vakit alt semâya nüzul buyurarak: Var mı istiğfar eden! Var mı tevbe eyleyen! Var mı isteyen! Var mı duada bulunan! der. (Bu) tâ fecir aydınlayıncaya kadar (böyle devam eder.)» buyurdular
{….} Bize, bu hadîsi Muhammedü'bnü'I-Müsennâ ile ibni Beşşâr dahi rivayet ettiler. Dedilerki: Bize, Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize, Şu'be, Ebû Ishâk'dan bu isnâdla rivayet etti. Şu kadar varki, Mansûr'un hadîsi daha tamam ve daha uzundur. İzah için buraya tıklayın