Sahih Muslim
1769.01

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Alâ El-Hemdânî ikisi birden ibnü Numeyr'den rivayet ettiler. İbnü'l-Alâ' dediki: Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm, babasından, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Sa'd Hendek günü yaralandı. Onu Küreyş'ten İbni Arika denilen bir adam kolundaki şah damarından yaraladı. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde ona bir çadır kurdu; onu yakından dolaşıyordu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hendek'ten dönünce silâhı bırakarak yıkandı. Az sonra Cibril geldi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun başından tozu silkiyordu. Cibril: «Silâhı bıraktın mı? Vallahi biz onu bırakmadık! Onların karşısına çık!» dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nereye?» diye sordu. O da Benî Kureyza'ya işaret etti. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlarla harb etti. Binnetice onun hükmüne boyun eğdiler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onlar hakkındaki hakemliği Sa'd'a devretti. Sa'd: —Ben de onlar hakkında harbe yarayanlarının öldürülmesine, çocuk ve kadınlarının esir edilmesine ve mallarının taksimine hükmediyorum! dedi

1769.02

Bize Ebû Kureyb de rivayet etti. (Dediki): Bize ibnü Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Hişâm rivayet etti. (Dediki): Babam şunu söyledi: Bana da haber verildiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Gerçekten onlar hakkında Allah (Azze ve Celle) 'nin hükmü ile hükmettiril» buyurmuşlar

1769.03

Bize Ebû Kureyb rivayet etti. (Dediki): Bize ibnü Numeyr, Hişâm'dan rivayet etti. (Demişki): Bana babam, Âişe'den naklen haber verdikî, Sa'd yarası kuruyup iyileşmeye yüz tuttuğu sırada şunları söylemiş: — Allahım! Sen biliyorsun kî, benim için senin yolunda, Resulün (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i yalanlayıp yurdundan çıkaran bir kavimle cihâd etmekten daha sevimli bir nesne yoktur. Allahım! Eğer Kureyş harbinden bir şey kaldı ise beni (sağ) bırak da senin uğrunda onlarla mücâhede edeyim! Allahım! Ben zannediyorum ki, sen bizimle onların arasındaki harbi bıraktın. Şayet onlarla aramızdaki harbi bıraktı isen şu yarayı patlat da ölümümü ondan yap! Derken yara gırtlağından patlamış. Oradakileri kanın kendilerine doğru akmasından başka ürküten bir şey olmamış. (Mescidde onunla beraber Benî Gifâr'dan bir çadır varmış.) Oradakiler: — Sizin tarafınızdan bize gelen bu nesne nedir? demişler. Bir de ne görsünler! Sa'd'ın yarasından kan fışkırıyor!.. Az sonra bundan vefat etmiş

1769.04

Bize Aliy b. Hüseyn b. Süleyman El-Kûfî de rivayet etti. (Dediki): Bîze Abde, Hişâm'dan bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etti. Şu kadar var ki, o: «Yarası o akşam patladı. Ve ölünceye kadar akmaya devam etti.» dedi. Bir de hadîste şunu ziyade etti. (Dediki): «Bu, şâirin şunları söylediği zamandı: «Dikkat! Ey Sa'd, Benî Muâz'in Sa'd'ı! Kureyza ile Nadîr ne yaptı;» «ömrüne yemin olsun ki, Benî Muâz'ın Sa'd'ı; onların göçtükleri sabah sabreden yalnız o idi.» «Çömleğinizi, içi boş olarak bıraktınız! Halbuki bu kavmin çömleği kaynamış; taşıyor!» «Büyük Ebû Hubâb: Durun Kaynukaa gitmeyin! demişti.» «Bunlar memleketlerinde Meydân'daki kayalar kadar ağır idiler!»