Sunan Abu Dawud
Sahih
1198

Âişe (r.anhâ)'dan; demiştir ki: Namaz hazarda ve seferde ikişer rekat olarak farz kılındı. Sonra yolculuk namazı olduğu gibi bırakıldı, hazar namazına ilâve yapıldı

Sahih
1199

Ya'la b. Ümeyye'den; demiştir ki: Ömer b. Hattâb'a, "Aziz ve celil olan Allah sadece "Eğer kâfirlerin size fenalık yapacağından korkarsanız" dediği ve (bugün) bu (korku) da kalmadığı halde insanların (yolculukta) namazı kısaltmalarını nasıl buluyorsun?" dedim. Ömer (r.a.) dedi ki: Senin hayret ettiğin şey'e ben de hayret ettim de bunu Resûlullah (s.a.v.)'den sordum. “Bu, aziz ve celil olan Allah'ın size verdiği bir sadakadır. O'nun sadakasını alınız" buyurdu

Daif
1200

İbn Cüreyc, "Ben Abdullah b. Ebî Ammâr'ı (şöyle) derken duydum" dedi ve şu (bir önceki: 1199.) hadisi nakletti. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi Ebû Âsım'la Hammâd b. Mesâde'de aynen İbn Bekr'in naklettiği gibi rivayet ettiler. Açıklama Bu hadisle ilgili açıklama (1199) numaralı hadisin açıklamasında geçmiştir. Ancak burada Müellif Ebû Davud'un taliki ile ilgili olarak şunları ilâve etmek mümkündür: Müellif Ebû Dâvud bu tâlikiyle Muhammed b. Bekr'in bu hadisi riva­yet ederken dayandığı senedin 1199 numaralı hadisi nakleden Yahya el-Kattân'ın dayandığı senedden daha kuvvetli olduğunu söylemişse de Müs­lim, Nesâî ve İbn Mâce'nin senedleri Yahya el-Kattân'ın senedine uygun düş­mektedir. Bu bakımdan Muhammed b. Bekr'in rivayetini tercih için yeterli bir sebeb yoktur

Sahih
1201

Yahya b. Yezîd el-Hunâî demiştir ki: Enes b. Mâlik'e namazı kısaltarak kılmayı sordum. (O da); Resûlullah (s.a.v.) üç millik yahut -Şu'be şüphe etmiştir- üç fersahlık yola çıktığı zaman iki rekat kılardı, diye cevap verdi

Sahih
1202

Muhammed b. el-Münkedir ile İbrahim b. Meysere Enes b. Mâlik'i şöyle derken işitmişlerdir: Resûlullah (s.a.v.) ile birlikte öğle namazını Medine'de dört rek'at, ikindi namazım da Zü'l-Huleyfe'de iki rekat olarak kıldım

Sahih
1203

Ukbe b. Âmir'den; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.)'i şöyle buyururken işittim: "Rabbiniz dağ başında ezan okuyup namaz kılan bir koyun çobanından razı olur ve (şöyle) buyurur: "Şu kuluma bakın. Benden korkarak ezan okuyor ve namaz kılıyor. Ben bu kulumu affettim ve onu kesinlikle Cennete koyacağım

Sahih
1204

(Mâlik b. Enes) dedi ki: Biz Resûlullah (s.a.v.) ile beraber yolculukta bulunduğumuz zaman (acaba) güneş (batıya) meyletti mi, yoksa etmedi mi, derken (Resûlullah s.a.v.) öğleyi kılar, sonra yola düşerdi

Sahih
1205

Dabbe oğullarından Hamz el-Âizî dedi ki: Enes b. Mâlik'in şöyle dediğini işittim: Resûlullah (s.a.v.) bir yerde konakladığında öğle namazını kılmadan yola çıkmazdı. Bir adam: Gündüzün yarısında (zevalden önce) olsa da mı? deyince (Enes); Evet, gündüzün yarısında da olsa diye cevab verdi

Sahih
1206

Ebu't-Tufeyl Âmir b. Vâsile'den rivayete göre Muaz b. Cebel (r.a.), kendilerine şu haberi vermiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte Tebuk gazvesine çıktıklarında (Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öğley ile ikindiyi, akşam ile de yatsıyı birleştirerek kılardı. Bir gün (öğle) namazı(nı) geciktirmiş, sonra (çadır’dan) çıkıp öğleyle ikindiyi birleştirerek kılmış. Bir süre sonra (tekrar çadıra) girip çıkmış ve akşamla yatsıyı birleştirerek kılmış. Diğer tahric: Buhari, mevakît, taksîrü's-salat; Müslim, musafirîn; Nesai, mevakit; Tirmizî, salat; cuma; Ahmed b. Hanbel, II, 4, 7, 8, 34, 51, :0, 77, ICC

Sahih
1207

Nâfî'den rivayet olunduğuna göre; İbn Ömer (r.a.)'e Mekke'de iken (eşi) Safiyye'nin ölüm döşeğinde olduğu haberi gelince, hemen yola çıktı. Nihayet güneş batıp da yıldızlar görülmeye başlayınca; "Nebi (s.a.v.) acele yola çıkmasını gerektiren bir iş olduğu zaman şu iki namazı (akşam ile yatsıyı) birleştirirdi" dedi. Nihayet şafak kaybolunca (hayvanından) inip ikisini birleştirdi

Previous section
Page 1 of 6
Next section