Cabir (r.a)'den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v), "Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin”[Bakara 125] (şeklinde, emir siğasıyla) okumuştur
Aişe (r.anha) dan rivayet olunduğuna göre; Bir adam geceleyin kalkıp (Kur'an) okumuş, Kur'an okurken de sesini yükseltmiş. Sabah olunca Resulullah (s.a.v) (onun hakkında): "Allah falancadan razı olsun. O bu gece benim (unutarak) atlamış olduğum bazı ayetleri bana hatırlatmış oldu." demiş
İbn Abbas (r.a)'ın azatlı kölesi Mıksem; İbn Abbas'ın şöyle dediğini söylemiştir: Şu, "Bir Nebi'in ganimet malını gizlemesi (emanete hiyanet etmesi) asla olamaz"[Âl-i İmrân 161] (mealindeki) ayet-i kerimesi Bedir (savaşı) günü, (ganimetler arasında kaybolan kırmızı kadife (den bir kese) hakkında inmiştir. (Bu kese) Bedir (savaşı) günü kayboldu. (Münafıklardan bazı kimseler, (Bunu) belki de Resulullah almıştır, diye dedikodu etmeye başladılar. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah "Bir Nebi için ihanet etmek asla olamaz" ayetini -sonuna kadar- indirdi. Ebû Davûd dedi ki; ... kelimesinin ya'sı üstünlüdür
Enes b. Malik, Nebi (s.a.v)'in; "Ey Allah'ın, cimrilikten ve aşırı yaşlılıktan sana sığırım" diye duâ ettiğini söylemiştir
Lakıt b. Sabire'den (şöyle) dedi(ği) rivayet olunmuştur: Ben Elmüntefik oğullarının Resulullah (s.a.v.)'e giden elçileri, yahutta müntefik oğullarının heyeti içerisinde idim. (Ravi Lakıt sözlerine devam ederek 142 numaralı) hadisi (olduğu gibi) nakletti. Sonra da (şöyle) dedi: Nebi (s.a.v) (konuşurken) ... kelimesini (si'nin esresiyle) "lâ tahsibenne" diye telafuz etti, "vela tahsebenne" diye telaffuz etmedi
İbn Abbas'dan rivayet edilmiştir; Müslümanlar kendisine ait küçük bir koyun sürüsü içerisinde bulunan bir adama rastladılar. (Adam onlara) "Es-selamu aleyküm" diyerek selam verdi. (Onlar da) onu öldürdüler bu sürüyü ele geçirdiler. Bunun üzerine, "Size selam verene dünya hayatının geçici menfatini gözeterek; Sen mü'min değilsin, demeyin..."[Nisa 24] (Yani) şu küçük davar sürüsü gibi (geçici menfaatlere göz) dikerek böyle işler yapmayın) ayet-i kerimesi indi
Zeyd b. Sabit (r.a)'dan rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v.), (özürlü anlamına gelen) [Nisa 95] kelimesini ranın fetfasıyla gayre şekilde) okurmuş. (Ebu Davud dedi ki: Ancak bu hadisin ravilerinden) Saîd b. Mansûr (Muhammed b. Süleyman'ın rivayetinde geçen) "okurdu" kelimesini rivayet etmedi
Enes b. Malik'den rivayet olunduğuna göre; Resulullah (s.a.v) şu ayet-i kerimeyi okudu ve (içerisinde bulunan) ...kelimelerini "elaynü bilayni" şeklinde okudu
Enes b. Malik"den rivayet olunduğuna göre; Nebi (s.a.v), "Onda (Tevratta) onlara, cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas yazdık"[Ma'ide 45] mealindeki ayet-i kerimeyi); .... şeklinde okumuştur
Atiyye b. Sa'd El-Avfî'den rivayet olunmuştur; dedi ki: "o Allah'dır ki, sizin za'f dan yarattı"[Rûm 54] ayetini Abdullah b. Ömer"in yanında ... (kelimesinin ilk harfini üstün olarak) okudum? da bana; "min du'fin" oku, dedi (ve sözüne şöyle devam etti): "Ben bu ayeti Resulullah (s.a.v)'e senin bana okuduğun şekilde okudum da benim sana itiraz ettiğim gibi bana itiraz etti