Mihnef b. Süleym demiştir ki: "Biz Arafat'da Rasûlullah (s.a.v.) ile otururken şöyle buyurdu. "Ey insanlar! Şüphesiz ki her sene her ev halkına bir uhdiyye ve bir atire vardır. Atire nedir biliyormusunuz? Atire halk'ın errecebiyye dedikleri şeydir. Ebû Dâvûd dedi ki; Atire neshedilmiştir. Bu (atire ile ilgili) haber neshedilmiştir
Abdullah b. Amr b. As'dan demiştir ki: Nebi (s.a,v.) (şöyle) buyurmuştur. “Ben kurban gününü bayram gün (ler) i (ni) bayram (kabul etmek) le emrolundum, yüce Allah o gün (ler)i bu ümmet için bayram kıldı." (Orada bulunan sahabilerden) birisi "Sütünden bir süre faydalanıp, sonra sahibine geri vermem şartıyla, bana emanet olarak verilen sağmal bir hayvan'dan başka bir kurbanlık bulamazsam onu kurban edecek miyim? (bu hususta) ne buyurursun?" diye sordu. (Fahr-i kâinat efendimiz de): "Hayır, (onu kurban etme çünkü senin kurban kesmen gerekmez) Fakat sen saç (lar) ından ve tırnaklarından biraz kesersin, bıyıklarını kısaltır, eteğini de tıraş edersin, Aziz ve Celil olan Allah katında senin kurbanının tamamı, bundan ibarettir.'' buyurdu
Haneş'den demiştir ki: Ben Hz. Ali'yi iki koç'u (bir'den) kurban ederken gördüm de (kendisine): "Bu da nedir?" diye sordum. "Rasûiullah (s.a.v.) (Sağlığında, vefatından sonra her sene) kendi yerine bir kurban kesmemi bana emretti. İşte ben de o'nun yerine kurban kesiyorumk." cevabını verdi
Ümmü Seleme, Rasûlullah (s.a.v.)'in (şöyle) buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kimin kesecek bir kurbanı varsa, Zilhicce'nin hilali yenilenince kurban'ını kesinceye kadar saçından ve tırnaklarından asla birşey almasın." Ebû Dâvûd der ki: (bu hadisin râvileri) Malik (b. Enes) ile Muhammed b. Amr’ın bu hadisi aldıkları ravinin ismi) üzerinde (yani bu ravinin isminin) Amr b. Müslim (olup olmadığı) hakkında ihtilaf ettiler. (Ravilerin bir kısmı (onun ismini) Ömer (b. Müslim olduğunu) söyledi. Ekserisi de Amr (b. Müslim olduğunu) söyledi. (Musannif) Ebû Dâvûd da (Ekseriyetin dediği gibi) O(nun ismi) Amr b. Müslim b. Ükeymete -et Leysî el-Cündeiyyü(dür) dedi
Hz. Aişe'den demiştir ki: Rasûlullah (S.A.V.), siyah içinde yer'e basan, siyah içinde bakan ve siyah içinde yatan boynuzîu bir koç (getirilmesini) istemiş, koç hemen getirilmiş ve o'nu kurban etmeye karar vermiş ve "Ey Aişe! bıçağı getir," demiş sonra da "o'nu taş'la keskinleştir!" buyurmuş, bunun üzerine (Hz. Aişe emredileni) yapmış (Hz. Peygamber de) bıçağı almış ve koç'u tutup (sol tarafı üzerine) yatırmış ve (bizzat kendi elleriyle) onu kesmiş (önce) koç'u yatırarak: "bismillahi Allahümme tekabbel min Muhammedin ve Ali Muhammedin ve min ümmeti Mu-hammed'in: (Meali:) "Allahın adıyla (başlıyorum) Ey Allah'ım! (bunu) Muhammed'den, Muhammed ailesinden ve Muhammed ümmetinden kabul eyle" demiş sonra koç'u kesmiş
Enes r.a.'den rivayet olunduğuna göre: Nebi (s.a.v.) yedi tane deveyi, ayakta (yatırmadan) kendi eliyle boğazlamış, boynuzlu ve alacalı iki koç'u da Medine'de kesmiştir
Enes'den rivayet olunduğuna göre: Nebi (s.a.v.) boynuzlu ve alacalı iki koç kurban etmiş (onları) tekbir getirerek, besmele çekerek ve sağ dizini kurbanların (sağ) yanlarına koyarak kesmeştir
Câbir b. Abdillah'dan demiştir ki:
Ebû Saîd (el Hudrî)'den demiştir ki: "Rasûlullah (S.A.V.) hayası burulmadık kara gözlü, kara ağızlı ve kara ayaklı bir koçu kurban etmişti
Cabir'den demiştir ki:"Resûlullah (S.A.V.): "Bir yıllık hayvan'dan başkasını kesmeyiniz. Ancak (böylesini bulmak) size güç gelirse, o başka bu durumda (altı aylık) bir koyun yavrusu kesiverin